Arkadaşlar yeni öğrendim. Word'de küçük harfi büyük harfe çevirmek ya da tersini yapmak ya da cümlede baş harfleri büyütmek için kısa yol olarak shift+F3 kullanılıyormuş. Bilmeyenlere duyurulur.
Aşağıda beni bu konuda zor durumda bırakan Microsoft'un en kötü office programının fotosu var. Yeni Office alacaklar 2007'den uzak dursun. Saygılar.
10 Aralık 2010 Cuma
Web Sayfasını Jpeg Olarak Kaydetmek
Sitemin fotoğrafını nasıl kaydettimi anlatacağım. 2 yolu var (benim bildiğim)
1-http://www.capturefullpage.com/ sitesinden istediğiniz web sayfasının adresini girin. Site de size o sayfanın full ya da yarın sayfa resmini verir.
2-Bu daha kolay bir yol. Web sayfasını açın ve klavyedeki print screen tuşuna basın. Bu tuş sayfanın kopyasını alır. Sonra bu kopyayı painte yapıştırın. İşte bu kadar.
KOMİK YAŞANMIŞ OLAYLAR
*Yeni doğmuş oğluma, ısrarla babasının demode ismini koymaya çalışan kocamı vazgeçirmek için, o ismin eski sevgilimin adı olduğunu söyledim. Sonuç; artık babasından bile bahsetmiyoruz.
*4 yaşındaki prensese tehlike atlatıldıktan sonra oyuncağın arkasından çıkardığı minik pili niye yuttuğunu soruyoruz. "Çok yoruldum, beni çalıştırsın diye yuttum." diyor. Nasıl yani ya?
*Gecenin üçünde odamın penceresinden ölümüne sarkıp sigara içerken, yan pencereden ani bir şekilde kafasını uzatıp "Yakaladım! Hahaha!" diye bağırıp az daha düşmeme sebep olan kadın, benim öz annemdir.
*Aile dostlarımızla beraber gittiğimiz sinemada, verilen 15 dakikalık arada kalabalığa yakalanmamak ve sigarasını içmek için hızlıca karısının elini tutarak dışarı çıkan, arkasını döndüğünde elini tutuğu kişinin karısı değil de başka bir kadın olduğunu görünce "Eyvah s..tık." diyen, bu lafa karşılık elini tuttuğu kadından "Dur daha s..madık kocam gelsin beraber s..arız." cevabını alan benim sevgili ortağımdır. Savunması da hazır beyfendinin "E karanlıktı ama!"
*Doktorunun "Kaç yaşındasın?" sorusuna "Sizce kaç gösteriyorum?" diye cevap veren başka hasta var mı? Acil serviste bekliyorum da...
*Aile dostumuz olan, oldukça şişman ve iri yarı bir çiftin düğünündeyiz.Babam altınları takarken mutluluk dilemeyi ihmal etmiyor: ''Allah bir yastıkta kocatsın Ümit'ciğim. Tabii sığarsanız!'' Babam hariç ailecek
utandık.
*Arkadaşımın tavsiyesi üzerine, koşu yaparken çok terlemek için göbeğime naylon poşetlerinden sardım. Ucuz ya, fikir mantıklı geldi denedim. Keşke yazıları olan poşeti tercih etmeseydim. Çok terleyince poşetin yazıları bana geçmiş. Artık göbeğim kendisini tercih edenlere teşekkür ediyor ve yine bekliyor...
*Babamı namaz kılmış, dua ederken görünce "Benim için de dua et"deyiveriyorum ve babamın cevabıyla dumur oluyorum. "Kendisi nerede derse ne diyeyim?"
*Hoca ile birlikte doktor adayları sabah viziti geziyorken birden,telefonun sesini kapatmayı unutan bir öğrencinin telefonu Emre Aydın şarkısıyla çalmaya başladı. ''Adam olmaz dedin senden...'' Hocanın merakla beklenen tepkisi gecikmedi. ''Baban arıyor galiba. Söyle, haklı çıktı.''
*5 yaşındaki yeğenime babası soruyor: "Büyüyünce ne olacaksın kızım?" "Asena olacağım babacım; sen ne olacaksın?" Babası gayet sakin cevap veriyor: "Katil" İkisine de meslek hayatlarında başarılar.
*Bundan birkaç sene önce büyükannemi doktora götürdük. Muayeneden sonra tahlil için gün verip "Sabah sakın bir şey yemeyin, aç karnına gelin."diye tembihlendi. Hastaneden çıktıktan 5 dakika kadar sonra büyükannem sessizliği bozdu ve buram buram umut kokan sorusunu sordu. "Kahvaltıda ne ikram edecekler acaba? Aç gelin diye o kadar sıkı tembihlediler..."
*Pek çok memleket gezdim ama hiçbir yerde Malatya'daki pratik düzeni göremedim. Kız Meslek Lisesi, yanında Erkek Meslek Lisesi, yanında Evlendirme Dairesi.
*Bir alkış da metroda, elektrik paneline oturmakta ısrar edengençlere ''Bak karışmam g.t kanseri olabilirsiniz haa...'' diye gayet bilimsel bir ikna yöntemi sergileyen görevliye gelsin. Zira biz de gülmekten çene kanseri olduk.
*Oğlum, saatlerce uğraşarak kartondan yaptığım buzdolabı modeli ile ödevinden en yüksek notu aldı. Öğretmeni ona "Aferin!" demiş. "Herkes anne ve babasına yaptırmış. Ama sen kendin yapmışsın, belli." Kendimi hiç bu kadar beceriksiz hissetmemiştim. Karım iki gündür gülüyor. Karizmam yerle bir oldu. Teşekkürler öğretmen hanım!
*Özel bir bankadan defalarca, kredi başvurusu yapmam için arayan kadına "Hanımefendi ben zengin bir koca buldum, krediye ihtiyacım yok çok şükür.Darısı başınıza!" dedim. Artık arayanım yok, mutlu ve huzurluyum.
*Sevgili beli ağrıyan teyze; külodunun içine iğneleyerek elalemden sakladığın zinet eşyanlarını röntgen filmiyle tespit etmiş bulunmaktayız.Bilgilerine...
*Canım kaynanacığım, hani evimize her gelişinde, bin bir bahaneyle evin her köşesini gezip temiz olup olmadığını kontrol ediyorsun ya, hiç zahmet etme tertemiz her yer. Çünkü sen gelmeden önce oğluna saatlerce evi temizletiyorum.
*Bir alkış da "Oğlum yirmi iki yaşına geldin, hala bir baltaya sap olamadın!" diyen annesine "Anne, elli yaşına geldin, hala benden bir sap olmayacağını anlamadın!" diyen sap kardeşime gelsin.
*6 yaşındaki oğlum babasıyla yaptığımız hararetli tartışmanın ortasında kocamın üzerine yürüyüp "Artistlik yapma len!" dedi. Evet oğlum, koru anneni böyle televizyondan öğrendiğin repliklerle.
*4 yaşındaki prensese tehlike atlatıldıktan sonra oyuncağın arkasından çıkardığı minik pili niye yuttuğunu soruyoruz. "Çok yoruldum, beni çalıştırsın diye yuttum." diyor. Nasıl yani ya?
*Gecenin üçünde odamın penceresinden ölümüne sarkıp sigara içerken, yan pencereden ani bir şekilde kafasını uzatıp "Yakaladım! Hahaha!" diye bağırıp az daha düşmeme sebep olan kadın, benim öz annemdir.
*Aile dostlarımızla beraber gittiğimiz sinemada, verilen 15 dakikalık arada kalabalığa yakalanmamak ve sigarasını içmek için hızlıca karısının elini tutarak dışarı çıkan, arkasını döndüğünde elini tutuğu kişinin karısı değil de başka bir kadın olduğunu görünce "Eyvah s..tık." diyen, bu lafa karşılık elini tuttuğu kadından "Dur daha s..madık kocam gelsin beraber s..arız." cevabını alan benim sevgili ortağımdır. Savunması da hazır beyfendinin "E karanlıktı ama!"
*Doktorunun "Kaç yaşındasın?" sorusuna "Sizce kaç gösteriyorum?" diye cevap veren başka hasta var mı? Acil serviste bekliyorum da...
*Aile dostumuz olan, oldukça şişman ve iri yarı bir çiftin düğünündeyiz.Babam altınları takarken mutluluk dilemeyi ihmal etmiyor: ''Allah bir yastıkta kocatsın Ümit'ciğim. Tabii sığarsanız!'' Babam hariç ailecek
utandık.
*Arkadaşımın tavsiyesi üzerine, koşu yaparken çok terlemek için göbeğime naylon poşetlerinden sardım. Ucuz ya, fikir mantıklı geldi denedim. Keşke yazıları olan poşeti tercih etmeseydim. Çok terleyince poşetin yazıları bana geçmiş. Artık göbeğim kendisini tercih edenlere teşekkür ediyor ve yine bekliyor...
*Babamı namaz kılmış, dua ederken görünce "Benim için de dua et"deyiveriyorum ve babamın cevabıyla dumur oluyorum. "Kendisi nerede derse ne diyeyim?"
*Hoca ile birlikte doktor adayları sabah viziti geziyorken birden,telefonun sesini kapatmayı unutan bir öğrencinin telefonu Emre Aydın şarkısıyla çalmaya başladı. ''Adam olmaz dedin senden...'' Hocanın merakla beklenen tepkisi gecikmedi. ''Baban arıyor galiba. Söyle, haklı çıktı.''
*5 yaşındaki yeğenime babası soruyor: "Büyüyünce ne olacaksın kızım?" "Asena olacağım babacım; sen ne olacaksın?" Babası gayet sakin cevap veriyor: "Katil" İkisine de meslek hayatlarında başarılar.
*Bundan birkaç sene önce büyükannemi doktora götürdük. Muayeneden sonra tahlil için gün verip "Sabah sakın bir şey yemeyin, aç karnına gelin."diye tembihlendi. Hastaneden çıktıktan 5 dakika kadar sonra büyükannem sessizliği bozdu ve buram buram umut kokan sorusunu sordu. "Kahvaltıda ne ikram edecekler acaba? Aç gelin diye o kadar sıkı tembihlediler..."
*Pek çok memleket gezdim ama hiçbir yerde Malatya'daki pratik düzeni göremedim. Kız Meslek Lisesi, yanında Erkek Meslek Lisesi, yanında Evlendirme Dairesi.
*Bir alkış da metroda, elektrik paneline oturmakta ısrar edengençlere ''Bak karışmam g.t kanseri olabilirsiniz haa...'' diye gayet bilimsel bir ikna yöntemi sergileyen görevliye gelsin. Zira biz de gülmekten çene kanseri olduk.
*Oğlum, saatlerce uğraşarak kartondan yaptığım buzdolabı modeli ile ödevinden en yüksek notu aldı. Öğretmeni ona "Aferin!" demiş. "Herkes anne ve babasına yaptırmış. Ama sen kendin yapmışsın, belli." Kendimi hiç bu kadar beceriksiz hissetmemiştim. Karım iki gündür gülüyor. Karizmam yerle bir oldu. Teşekkürler öğretmen hanım!
*Özel bir bankadan defalarca, kredi başvurusu yapmam için arayan kadına "Hanımefendi ben zengin bir koca buldum, krediye ihtiyacım yok çok şükür.Darısı başınıza!" dedim. Artık arayanım yok, mutlu ve huzurluyum.
*Sevgili beli ağrıyan teyze; külodunun içine iğneleyerek elalemden sakladığın zinet eşyanlarını röntgen filmiyle tespit etmiş bulunmaktayız.Bilgilerine...
*Canım kaynanacığım, hani evimize her gelişinde, bin bir bahaneyle evin her köşesini gezip temiz olup olmadığını kontrol ediyorsun ya, hiç zahmet etme tertemiz her yer. Çünkü sen gelmeden önce oğluna saatlerce evi temizletiyorum.
*Bir alkış da "Oğlum yirmi iki yaşına geldin, hala bir baltaya sap olamadın!" diyen annesine "Anne, elli yaşına geldin, hala benden bir sap olmayacağını anlamadın!" diyen sap kardeşime gelsin.
*6 yaşındaki oğlum babasıyla yaptığımız hararetli tartışmanın ortasında kocamın üzerine yürüyüp "Artistlik yapma len!" dedi. Evet oğlum, koru anneni böyle televizyondan öğrendiğin repliklerle.
1 Aralık 2010 Çarşamba
Günün Haberleri
**Yalova Kirazlı sanayi sitesinde elektrik malzeme deposu dün gece soyuldu. Ancak hırsızın kimliği hemen tespit edildi. Hırsız içinde kimliği olan ceketini depoda unutmuştu.
**Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın çocuk mahkemesinde yargılanma kararı sonrasında İskenderun'da papaz Padovese'yi öldüren şöförü Murat Altun'a akli dengesi bozuk raporu verildi.
**Tarihi Haydarpaşa Garı'ndaki yangına sebep olan bakım ve onarım işini AK Parti Kadıköy İlçe TReşkilatı üyesi İhsan Kaboğlu'na ait İfort şirketinin yaptığı ortaya çıktı.
**İtalyan türü komedi türünün babası sayılan 95 yaşındaki Mario Monicelli kanser tedavisi gördüğü Roma'daki hastanenin 5. katından atlayarak intihar etti.
**Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast'ın çocuk mahkemesinde yargılanma kararı sonrasında İskenderun'da papaz Padovese'yi öldüren şöförü Murat Altun'a akli dengesi bozuk raporu verildi.
**Tarihi Haydarpaşa Garı'ndaki yangına sebep olan bakım ve onarım işini AK Parti Kadıköy İlçe TReşkilatı üyesi İhsan Kaboğlu'na ait İfort şirketinin yaptığı ortaya çıktı.
**İtalyan türü komedi türünün babası sayılan 95 yaşındaki Mario Monicelli kanser tedavisi gördüğü Roma'daki hastanenin 5. katından atlayarak intihar etti.
22 Ekim 2010 Cuma
23 Eylül 2010 Perşembe
İsveç / Göteborg'da
Bir haftada aldık pasaportu.
3 buçuk saatte Göteborg'a ulaştık.
Küçücük bir kent Göteborg.
Merkezi, müzeleri yürüyerek dolaşmak mümkün.
İnsanların çoğu sarışın, İngiliz ya da Rus karışımı gibi.
Çok fazla gezecek yer yok. Birkaç küçük müze ve pahalı mağazaları var.
En güzel yanı harika parklarının olması. Bir sürü yeşillik.
Bisiklet kullanmak için çok uygun bir coğrafya var. Her yer düz. Yollarda bisiklet için alanlar var.
Biz Göteborg'un yakınlarındaki bir tatil kasabasına da gittik. Nefisti.
Burada saunaya girdik ardından da 5 derece sıcaklığındaki buz gibi denize... Sonrası ilginç. Burnum akmaya, gözlerim kızarmaya başladı. Resmen hastalandım. Ama hastalık hali yaklaşık 12 saat sonra tamamen geçti. Şaka gibiydi. Sanki vücuttaki mikrobu atıp kurtulmuş gibiydim.
Orada güzel yemekler, daha da güzeli harika kremalı tatlılar yedik. İsveç denilince ilk akla gelen tatlıları tarçınlı, mayalı çörek. (Aşağıda fotoğrafı var) Kahveler de nefisti.
Yemek porsiyonları ise bana şahsen küçük geldi. Kuş kadar yiyorsun. Ama doyuyorsun. Somon favoriydi. Aşağıdaki fotoğraf füme ama somon buğulama harikaydı.
İsveç'te başlıca kahvaltı yemeği yoğurt, içine meyve ve tahıl. Yanında sütlü ya da rafadan yumurta tercih ediliyor. Bizim gibi kahvaltıda peynir meraklısı değiller.
Öğle yemeği ise 14.00'te sona eriyor. Bu saati geçince ya yemek bulamıyorsun ya da akşam yemeği fiyatına ücretler fazla oluyor. Öğle yemekleri genellikle açık büfe şeklinde oluyor. Akşam yemeği ise küçük porsiyon halinde...
İsveç çocuklar ve çocuklu aileler için de cennet gibi. Kafelerde çocuklara sandalyeler, müzelerde bebekler ve çocuklar için özel bölümler var. Müze demişken Göteborg'da sanat müzesi fena değil. Tasarım müzesi ise hayal kırıklığı yarattı çünkü İskandinav ülkeleri tasarım yönünden çok gelişmiş ve bölgenin en büyük tasarım müzesi çok küçüktü. Bir de Göteborg'un dışındaki kasabada açık hava müzesine gittik. O da ilginçti. Piknik alanı düşünün. Yeşillik. O alanı heykellerle dolaşıyorsun. Hem yürüyüş oluyor hem de sanat aktivitesi.
Yukarıdakiler doğa müzesindendi. Aşağıda da sanat ve tasarım müzesinden fotoğraflar var.
Ne Hareketli Bir Aydı Ama? Eylül
*Evet hayırı yendi. Batı ve Güney kıyıları "hayır" dedi.. "Evet" diyen Sezen Aksu'nun adını taşıyan İzmir'deki sokağın adı değiştirilmek istendi. Hayırcı Erzurum’un Uzundere İlçesi Balıklı Köyü'nde bir sokağa Sezen Aksu sokağı adı verildi. Oy oy...

*Kemal Kılıçdaroğlu oy kullan(a)mayan yüzde 22.6'nın içinde yer aldı. 4 ay önce de oy kullanamayacak diye haberi çıkmış. Güler misin ağlar mısın?
*Basketbol milli takımı dünya ikincisi oldu. Her oyuncu 1.5 milyon lirayı kaptı. Şampiyona Türkiye'de de olunca daha da bir sevindik. Cumhurbaşkanı birinci olan ABD takımına madalya takarken yuhalandı. Kendimizi el aleme şikayet, ayıp oldu.

*Yıllarca insan hakları, tüy kanatları diyerek Türkiye'ye gelmeyen U2 İstanbul'da (Bono'ya göre Konstantinopol'de) konser verdi. Bono ve adamları Boğaziçi Köprüsü'nde yürüdü. Bono Başbakan ile görüştü "Boyunuz bize göre çok uzun" dedi, birlikte gülüştüler, hediye olarak Başbakana ipod (kırmızı renkte) verdi. İçinde klasik müzik vardı.
*Çevre Bakanı baraj yapımına karşı çıkan Tarkan'a "Kendi işine baksın, Allioni diye bir yer yok, orası Paşa Ilıcası" dedi. Kültür Bakanı Tarkan'a destek verdi.
*İstanbul Dolapdere'de 5 galeriye saldırı düzenlendi. Camlar kırıldı, insanlar darp edildi. Galeriler Dolapdere'de birer birer açılınca ve bölgede kiralar artınca oluşan rant magandaları harekete geçir(ttir)di. Dinci gazeteler galerileri suçladı. Ayıp katlandı.
*Alkollü araç kullanmaktan ehliyetine el konulan ambülans şöförü Manisa'dan İzmir'e giderken bir yayaya çarpıp kaçtı.(of yahu)
*Bekir Coşkun Habertürk'ten atıldı. Bertaraf oldu.
*350 kişnin tam puan aldığı KPSS'de kopya çekildiği ortaya çıktı. ÖSYM başkanı Ünal Yarımağan istifa etti.
*Kemal Kılıçdaroğlu oy kullan(a)mayan yüzde 22.6'nın içinde yer aldı. 4 ay önce de oy kullanamayacak diye haberi çıkmış. Güler misin ağlar mısın?
*Basketbol milli takımı dünya ikincisi oldu. Her oyuncu 1.5 milyon lirayı kaptı. Şampiyona Türkiye'de de olunca daha da bir sevindik. Cumhurbaşkanı birinci olan ABD takımına madalya takarken yuhalandı. Kendimizi el aleme şikayet, ayıp oldu.
*Yıllarca insan hakları, tüy kanatları diyerek Türkiye'ye gelmeyen U2 İstanbul'da (Bono'ya göre Konstantinopol'de) konser verdi. Bono ve adamları Boğaziçi Köprüsü'nde yürüdü. Bono Başbakan ile görüştü "Boyunuz bize göre çok uzun" dedi, birlikte gülüştüler, hediye olarak Başbakana ipod (kırmızı renkte) verdi. İçinde klasik müzik vardı.
*Çevre Bakanı baraj yapımına karşı çıkan Tarkan'a "Kendi işine baksın, Allioni diye bir yer yok, orası Paşa Ilıcası" dedi. Kültür Bakanı Tarkan'a destek verdi.
*İstanbul Dolapdere'de 5 galeriye saldırı düzenlendi. Camlar kırıldı, insanlar darp edildi. Galeriler Dolapdere'de birer birer açılınca ve bölgede kiralar artınca oluşan rant magandaları harekete geçir(ttir)di. Dinci gazeteler galerileri suçladı. Ayıp katlandı.
*Alkollü araç kullanmaktan ehliyetine el konulan ambülans şöförü Manisa'dan İzmir'e giderken bir yayaya çarpıp kaçtı.(of yahu)
*Bekir Coşkun Habertürk'ten atıldı. Bertaraf oldu.
*350 kişnin tam puan aldığı KPSS'de kopya çekildiği ortaya çıktı. ÖSYM başkanı Ünal Yarımağan istifa etti.
4 Eylül 2010 Cumartesi
Emenler
Saçların mı beyazlamış? (Yaşlanmışsın)
Kilo mu aldın sen? (Oha ne biçim görünüyorsun)
Sen bunu bilmiyor musun? (Genel kültürün sıfır)
Yüzümüze gülüp enerjimizi emenlere yuh olsun.
Kilo mu aldın sen? (Oha ne biçim görünüyorsun)
Sen bunu bilmiyor musun? (Genel kültürün sıfır)
Yüzümüze gülüp enerjimizi emenlere yuh olsun.
3 Eylül 2010 Cuma
Başbakan'ın Formülü
Başbakan "Youtube'a ben giriyorum siz de girin" diyerek "numara" tavsiye ediyor ya o numarayı bilmeyen varsa açıklıyorum.

Başlat
*Denetim Masası
**Ağ Bağlantıları
***Yerel Ağ Bağlantısı
****Genel
*****İnternet iletişim Kuralları (TCP-IP) (Burayı seç mavi olsun)
******Özellikler
*******Aşağıdaki DNS sunucu adreslerini kullan
********Yeğlenen DNS sunucusu
********* İŞTE BURAYA ŞU RAKAMLAR YAZILIYOR: 76.14.192.8 (ya da 8.8.8.8 ve 8.8.4.4)
Tek DNS numarası yeterli
Tamam'a basıyoruz. İşte Bu kadar.
Başlat
*Denetim Masası
**Ağ Bağlantıları
***Yerel Ağ Bağlantısı
****Genel
*****İnternet iletişim Kuralları (TCP-IP) (Burayı seç mavi olsun)
******Özellikler
*******Aşağıdaki DNS sunucu adreslerini kullan
********Yeğlenen DNS sunucusu
********* İŞTE BURAYA ŞU RAKAMLAR YAZILIYOR: 76.14.192.8 (ya da 8.8.8.8 ve 8.8.4.4)
Tek DNS numarası yeterli
Tamam'a basıyoruz. İşte Bu kadar.
2 Eylül 2010 Perşembe
Onlara Çok Yükleniyorlar
![]() |
| Hoş kıyafet... |
![]() |
| Hoş duruş |
Bu yakışıklının adı Erdem Yener. 29 yaşında.
7 aylıkken yürümeye, 12 aylıkken konuşmaya başladı.
Okuma-yazmayı 4 yaşında öğrendi.
Ailesi bu zekayla mühendis ya da doktor olmasını beklerken o sanata yöneldi.
Şarkı söyledi, karikatür çizdi, dansetti, oyunculuk ve radyo programcılığı yaptı.
Söz yazarı, besteci, aranjör, solist, reklamcı ve oyuncu koçu.
Aşağıdaki klip de onun klibi...
Erdem Yener, şu aralar televizyonda kendisine "en iyi davranılan" reklam karakteri.
"Avealı olmayanlara iyi davranın. Onlara çok yükleniliyor." Şahane reklam dizisinin yıldızı Erdem Yener.. Aslında o, benzer reklam filmleriyle Avea reklamı kadar olmasa da yine kendinden söz ettirmişti...
Erdem şimdilerde ATV'de Şen Yuva dizisinde oynuyor.
Ve öyle sanıyorum ki farklı tatlarda onu daha çok göreceğiz...
30 Ağustos 2010 Pazartesi
Evet mi Hayır mı?
12 Eylül referandumu için rengini belli eden ünlüler çoğaldı.
Önce Sezen Aksu "Evet" dedi. Emel Müftüoğlu, Orhan Pamuk, Teoman, Ediz Hun ve Lale Mansur da evetçi.
"Bu anayasa Türkiye'nin sonu olur" diyen Tarık Akan "Hayır" diyenlerden. Onun gibi düşünen bazı ünlüler, Cahit Berkay, Levent Kırca, Ahmet Hakan, Edip Akbayram, Mustafa Sandal ve Müjdat Gezen.
Ünlülerin kararlarını açıklaması kutuplaşmayı azalttı aslında. Evetçiler AKP'ci, Hayırcılar CHP'Li ve MHP'li söylemi ünlülerin tercihleriyle azaldı.
Öte yandan evet ve hayır diyenlere bakıp karar vermek imkansız. Siyasiler de boy, pos, İmralı tartışmalarıyla kafaları daha da karıştırıyor.
Bu durumda da kararsızlar artıyor. Uykusuz dergisinden Barış Uygun anlatmış: "...Yetmez ama evet, kafi ama hayır, güzel olmuş ama almayayım, yenecek şey değil ama biraz daha koy gibi tavırlardansa hiç sesimi çıkarmamayı tercih ediyorum..."
Ve ben de Barış gibi kızgınım. Kime biliyor musunuz, kararsızlığımı tetikleyenlere. Neden CHP meclis görüşmelerinde toplantıları veto etti, neden sorunu Meclis'te çözmedi, neden derdini bir türlü anlatamıyor? AKP neden ortak yol bulmaya çalışmıyor?. Neden MHP gerçekten hangi maddelere itiraz ettiğini madde madde anlatmıyor?
Üstelik 1982 Anayasasına yüzde 92 evet diyen insanların ve çocuklarının bugünkü referanduma sağlıklı çözüm bulacağını kim garanti ediyor.
Ülkeyi yönetenlerin işi referanduma bırakmadan halletmesi taraftarıyım. Liderler bizden, halktan bir adım önde olmalı. Öngörüsü olmalı, geleceği görebilmeli, elinin altındaki yüzlerce uzmanı doğru kullanıp iyi seçimler yapabilmeli.
Olayın özeti şu galiba; Şu sıralar hayat Erkan Yolaç'ın "Evet-Hayır" oyununa benziyor. Evet de dersen, hayır da dersen kaybediyorsun.
Önce Sezen Aksu "Evet" dedi. Emel Müftüoğlu, Orhan Pamuk, Teoman, Ediz Hun ve Lale Mansur da evetçi.
"Bu anayasa Türkiye'nin sonu olur" diyen Tarık Akan "Hayır" diyenlerden. Onun gibi düşünen bazı ünlüler, Cahit Berkay, Levent Kırca, Ahmet Hakan, Edip Akbayram, Mustafa Sandal ve Müjdat Gezen.
Ünlülerin kararlarını açıklaması kutuplaşmayı azalttı aslında. Evetçiler AKP'ci, Hayırcılar CHP'Li ve MHP'li söylemi ünlülerin tercihleriyle azaldı.
Öte yandan evet ve hayır diyenlere bakıp karar vermek imkansız. Siyasiler de boy, pos, İmralı tartışmalarıyla kafaları daha da karıştırıyor.
Bu durumda da kararsızlar artıyor. Uykusuz dergisinden Barış Uygun anlatmış: "...Yetmez ama evet, kafi ama hayır, güzel olmuş ama almayayım, yenecek şey değil ama biraz daha koy gibi tavırlardansa hiç sesimi çıkarmamayı tercih ediyorum..."
Ve ben de Barış gibi kızgınım. Kime biliyor musunuz, kararsızlığımı tetikleyenlere. Neden CHP meclis görüşmelerinde toplantıları veto etti, neden sorunu Meclis'te çözmedi, neden derdini bir türlü anlatamıyor? AKP neden ortak yol bulmaya çalışmıyor?. Neden MHP gerçekten hangi maddelere itiraz ettiğini madde madde anlatmıyor?
Üstelik 1982 Anayasasına yüzde 92 evet diyen insanların ve çocuklarının bugünkü referanduma sağlıklı çözüm bulacağını kim garanti ediyor.
Ülkeyi yönetenlerin işi referanduma bırakmadan halletmesi taraftarıyım. Liderler bizden, halktan bir adım önde olmalı. Öngörüsü olmalı, geleceği görebilmeli, elinin altındaki yüzlerce uzmanı doğru kullanıp iyi seçimler yapabilmeli.
Olayın özeti şu galiba; Şu sıralar hayat Erkan Yolaç'ın "Evet-Hayır" oyununa benziyor. Evet de dersen, hayır da dersen kaybediyorsun.
28 Ağustos 2010 Cumartesi
Algı Sorunu
"The 99" Müslüman kahramanların olduğu bir çizgi kahraman.
Yaratıcısı ise Kuveyt asıllı ABD'li bir psikolog olan Naif Al Mutava.
Mutava'nın fikrini başlatan olay çizgi filmin ABD'deki gelişimi olmuş. 1930'lardan itibaren başlayan faşizm ve Hıristiyan Grupların hareketlerine karşı Yahudiler kahramanlarını yaratmış. Ve o kahramanlar kısa zamanda herkesin kahramanı olmuş. O kahramanlar kimler miymiş? Süperman, Batman ve Örümcek Adam. Tüm bu kahramanların Yahudi yaratıcıları bilinçaltına Tevrattan hikayeler göndermiş.
Mutava düşünmüş ve "neden Müslüman da kendi kahramanlarıyla İslam karşıtlarıyla savaşmasın ki" demiş ve
kendi hikayesini yaratmış.
Amacım uzun uzadıya çizgi filmi anlatmak değil size. Amacım Mutava'nın dediği gibi hikayenin diğer yarısını Mutava'nın Oxford Üniversitesi'ndeki TED konferansında yaptığı konuşmayla paylaşmak: "Kuveyt Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde davranışın temelleri üzerine ders veriyorum.Öğrencilere iki makale veriyorum. Bunlardan biri New York Times gazetesinden diğeri ise New York dergisinden. İlk makale Sevgililer Günü'nü yasaklamak isteyen "Tanrının Partisi" adlı grupla ilgiliydi. Flört eden herhangi bir erkek ya da kadının evlenmesi gerektiğini savunuyorlardı. İkinci makale ise akrabası olmayan bir adamla konuştuğu için sorguya çekilen bir kadınla ilgiliydi. Kuveyt'teki öğrencilere bu makalelerde geçen insanların nerelerde yaşadıklarını tahmin etmelerini istedim. İlki için Suudi Arabistan dediler, hiç tartışma olmadı. İkinci olayla ilgiliyse öğrenciler Suudi Arabistan ve Afganistan diyerek ikiye bölündü. Oysa gerçekler çok farklıydı. Birinci olay Hindistan'da geçiyordu ve öğrenciler yasakçı partinin Hindu Tanrısı Partisi olduğunu duyunca afalladılar. İkinci makaleye konu olan olay New York'un kuzeyinde Ortadoks Yahudi Cemaati içinde olmuştu."
Ön yargılar tehlikeli. Üstelik başkalarının ön yargılarından çok kendi kafamızdakiler değil mi?
Yaratıcısı ise Kuveyt asıllı ABD'li bir psikolog olan Naif Al Mutava.
Mutava'nın fikrini başlatan olay çizgi filmin ABD'deki gelişimi olmuş. 1930'lardan itibaren başlayan faşizm ve Hıristiyan Grupların hareketlerine karşı Yahudiler kahramanlarını yaratmış. Ve o kahramanlar kısa zamanda herkesin kahramanı olmuş. O kahramanlar kimler miymiş? Süperman, Batman ve Örümcek Adam. Tüm bu kahramanların Yahudi yaratıcıları bilinçaltına Tevrattan hikayeler göndermiş.
Mutava düşünmüş ve "neden Müslüman da kendi kahramanlarıyla İslam karşıtlarıyla savaşmasın ki" demiş ve
kendi hikayesini yaratmış.
Amacım uzun uzadıya çizgi filmi anlatmak değil size. Amacım Mutava'nın dediği gibi hikayenin diğer yarısını Mutava'nın Oxford Üniversitesi'ndeki TED konferansında yaptığı konuşmayla paylaşmak: "Kuveyt Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde davranışın temelleri üzerine ders veriyorum.Öğrencilere iki makale veriyorum. Bunlardan biri New York Times gazetesinden diğeri ise New York dergisinden. İlk makale Sevgililer Günü'nü yasaklamak isteyen "Tanrının Partisi" adlı grupla ilgiliydi. Flört eden herhangi bir erkek ya da kadının evlenmesi gerektiğini savunuyorlardı. İkinci makale ise akrabası olmayan bir adamla konuştuğu için sorguya çekilen bir kadınla ilgiliydi. Kuveyt'teki öğrencilere bu makalelerde geçen insanların nerelerde yaşadıklarını tahmin etmelerini istedim. İlki için Suudi Arabistan dediler, hiç tartışma olmadı. İkinci olayla ilgiliyse öğrenciler Suudi Arabistan ve Afganistan diyerek ikiye bölündü. Oysa gerçekler çok farklıydı. Birinci olay Hindistan'da geçiyordu ve öğrenciler yasakçı partinin Hindu Tanrısı Partisi olduğunu duyunca afalladılar. İkinci makaleye konu olan olay New York'un kuzeyinde Ortadoks Yahudi Cemaati içinde olmuştu."
Ön yargılar tehlikeli. Üstelik başkalarının ön yargılarından çok kendi kafamızdakiler değil mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














