12 Eylül referandumu için rengini belli eden ünlüler çoğaldı.
Önce Sezen Aksu "Evet" dedi. Emel Müftüoğlu, Orhan Pamuk, Teoman, Ediz Hun ve Lale Mansur da evetçi.
"Bu anayasa Türkiye'nin sonu olur" diyen Tarık Akan "Hayır" diyenlerden. Onun gibi düşünen bazı ünlüler, Cahit Berkay, Levent Kırca, Ahmet Hakan, Edip Akbayram, Mustafa Sandal ve Müjdat Gezen.
Ünlülerin kararlarını açıklaması kutuplaşmayı azalttı aslında. Evetçiler AKP'ci, Hayırcılar CHP'Li ve MHP'li söylemi ünlülerin tercihleriyle azaldı.
Öte yandan evet ve hayır diyenlere bakıp karar vermek imkansız. Siyasiler de boy, pos, İmralı tartışmalarıyla kafaları daha da karıştırıyor.
Bu durumda da kararsızlar artıyor. Uykusuz dergisinden Barış Uygun anlatmış: "...Yetmez ama evet, kafi ama hayır, güzel olmuş ama almayayım, yenecek şey değil ama biraz daha koy gibi tavırlardansa hiç sesimi çıkarmamayı tercih ediyorum..."
Ve ben de Barış gibi kızgınım. Kime biliyor musunuz, kararsızlığımı tetikleyenlere. Neden CHP meclis görüşmelerinde toplantıları veto etti, neden sorunu Meclis'te çözmedi, neden derdini bir türlü anlatamıyor? AKP neden ortak yol bulmaya çalışmıyor?. Neden MHP gerçekten hangi maddelere itiraz ettiğini madde madde anlatmıyor?
Üstelik 1982 Anayasasına yüzde 92 evet diyen insanların ve çocuklarının bugünkü referanduma sağlıklı çözüm bulacağını kim garanti ediyor.
Ülkeyi yönetenlerin işi referanduma bırakmadan halletmesi taraftarıyım. Liderler bizden, halktan bir adım önde olmalı. Öngörüsü olmalı, geleceği görebilmeli, elinin altındaki yüzlerce uzmanı doğru kullanıp iyi seçimler yapabilmeli.
Olayın özeti şu galiba; Şu sıralar hayat Erkan Yolaç'ın "Evet-Hayır" oyununa benziyor. Evet de dersen, hayır da dersen kaybediyorsun.
30 Ağustos 2010 Pazartesi
28 Ağustos 2010 Cumartesi
Algı Sorunu
"The 99" Müslüman kahramanların olduğu bir çizgi kahraman.
Yaratıcısı ise Kuveyt asıllı ABD'li bir psikolog olan Naif Al Mutava.
Mutava'nın fikrini başlatan olay çizgi filmin ABD'deki gelişimi olmuş. 1930'lardan itibaren başlayan faşizm ve Hıristiyan Grupların hareketlerine karşı Yahudiler kahramanlarını yaratmış. Ve o kahramanlar kısa zamanda herkesin kahramanı olmuş. O kahramanlar kimler miymiş? Süperman, Batman ve Örümcek Adam. Tüm bu kahramanların Yahudi yaratıcıları bilinçaltına Tevrattan hikayeler göndermiş.
Mutava düşünmüş ve "neden Müslüman da kendi kahramanlarıyla İslam karşıtlarıyla savaşmasın ki" demiş ve
kendi hikayesini yaratmış.
Amacım uzun uzadıya çizgi filmi anlatmak değil size. Amacım Mutava'nın dediği gibi hikayenin diğer yarısını Mutava'nın Oxford Üniversitesi'ndeki TED konferansında yaptığı konuşmayla paylaşmak: "Kuveyt Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde davranışın temelleri üzerine ders veriyorum.Öğrencilere iki makale veriyorum. Bunlardan biri New York Times gazetesinden diğeri ise New York dergisinden. İlk makale Sevgililer Günü'nü yasaklamak isteyen "Tanrının Partisi" adlı grupla ilgiliydi. Flört eden herhangi bir erkek ya da kadının evlenmesi gerektiğini savunuyorlardı. İkinci makale ise akrabası olmayan bir adamla konuştuğu için sorguya çekilen bir kadınla ilgiliydi. Kuveyt'teki öğrencilere bu makalelerde geçen insanların nerelerde yaşadıklarını tahmin etmelerini istedim. İlki için Suudi Arabistan dediler, hiç tartışma olmadı. İkinci olayla ilgiliyse öğrenciler Suudi Arabistan ve Afganistan diyerek ikiye bölündü. Oysa gerçekler çok farklıydı. Birinci olay Hindistan'da geçiyordu ve öğrenciler yasakçı partinin Hindu Tanrısı Partisi olduğunu duyunca afalladılar. İkinci makaleye konu olan olay New York'un kuzeyinde Ortadoks Yahudi Cemaati içinde olmuştu."
Ön yargılar tehlikeli. Üstelik başkalarının ön yargılarından çok kendi kafamızdakiler değil mi?
Yaratıcısı ise Kuveyt asıllı ABD'li bir psikolog olan Naif Al Mutava.
Mutava'nın fikrini başlatan olay çizgi filmin ABD'deki gelişimi olmuş. 1930'lardan itibaren başlayan faşizm ve Hıristiyan Grupların hareketlerine karşı Yahudiler kahramanlarını yaratmış. Ve o kahramanlar kısa zamanda herkesin kahramanı olmuş. O kahramanlar kimler miymiş? Süperman, Batman ve Örümcek Adam. Tüm bu kahramanların Yahudi yaratıcıları bilinçaltına Tevrattan hikayeler göndermiş.
Mutava düşünmüş ve "neden Müslüman da kendi kahramanlarıyla İslam karşıtlarıyla savaşmasın ki" demiş ve
kendi hikayesini yaratmış.
Amacım uzun uzadıya çizgi filmi anlatmak değil size. Amacım Mutava'nın dediği gibi hikayenin diğer yarısını Mutava'nın Oxford Üniversitesi'ndeki TED konferansında yaptığı konuşmayla paylaşmak: "Kuveyt Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde davranışın temelleri üzerine ders veriyorum.Öğrencilere iki makale veriyorum. Bunlardan biri New York Times gazetesinden diğeri ise New York dergisinden. İlk makale Sevgililer Günü'nü yasaklamak isteyen "Tanrının Partisi" adlı grupla ilgiliydi. Flört eden herhangi bir erkek ya da kadının evlenmesi gerektiğini savunuyorlardı. İkinci makale ise akrabası olmayan bir adamla konuştuğu için sorguya çekilen bir kadınla ilgiliydi. Kuveyt'teki öğrencilere bu makalelerde geçen insanların nerelerde yaşadıklarını tahmin etmelerini istedim. İlki için Suudi Arabistan dediler, hiç tartışma olmadı. İkinci olayla ilgiliyse öğrenciler Suudi Arabistan ve Afganistan diyerek ikiye bölündü. Oysa gerçekler çok farklıydı. Birinci olay Hindistan'da geçiyordu ve öğrenciler yasakçı partinin Hindu Tanrısı Partisi olduğunu duyunca afalladılar. İkinci makaleye konu olan olay New York'un kuzeyinde Ortadoks Yahudi Cemaati içinde olmuştu."
Ön yargılar tehlikeli. Üstelik başkalarının ön yargılarından çok kendi kafamızdakiler değil mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)