AVRUPA fESTİVALLERİPrimavera Sound
25-29 Mayıs / Barselona, İspanya
Neden gitmeli? Yeni isimlerle meraklıysanız kaçırmayın. Ayrıca bu yıl festival katılacak 100’e yakın grup arasında yeniden bir araya gelen Pulp da var kadroda.
Bana beş isim say: Fleet Foxes, Belle & Sebastian, The National, Animal Collective, Mogwai.
Yaş uygulaması: 14 yaşın altında çocuklar ebeveynleriyle ücretsiz girebiliyor. 16 yaşın üzeri yetişkin kabul ediliyor. Festivalde 0-12 yaş için oyun alanı ve mini park var. 18 yaşından küçük herkese özel bileklik takılıyor ve bu kişilere alkol satışı yasak.
Sponsor: Festivalin adı San Miguel Primavera Sound. San Miguel, Efes Pilsen gibi bir yerel bira markası.
Kombine bilet 155 avro. 5 Şubat’tan sonra 175’e çıkacak fiyatlar.
Primaverasound.com
Isle of Wight
10-12 Haziran / Wight Adası, İngiltere
Neden gitmeli? Ortam ve doğa çok güzel. İngiltere’deki pek çok festivalin aksine bu festivalin müdavimlerinin yaşı daha büyük. “Fazla coşku bana dokunur” diyene uygun.
Beş isim say: Kings of Leon, Foo Fighters, Kasabian, Pulp, Two Door Cinema Club.
Sponsor: Ana sponsor yok. Aralarında alkollü içki firmalarının da olduğu muhtelif sponsorlar var. Hepsi logo gösterebiliyor, tanıtım yapabiliyor.
Yaş uygulaması: 18 yaşın altındakilere alkol satışı yasak. Satıcı isterse kimlik sorabiliyor.
Bilet 175 sterlin.
Isleofwightfestival.com
Roskilde
30 Haziran-3 Temmuz / Roskilde, Danimarka
Neden gitmeli? Her türden grup ve geniş bir müzik yelpazesi var. 24 saat aksiyon...
Bana beş isim say: Iron Maiden ve Kings of Leon açıklandı. Diğer bombalar yolda...
Bilet kaç para? Kombine bilet 232 avro.
Sponsor: Ana sponsor bir Danimarka markası olan Tuborg birası. Ana sahnenin iki yanında logo kullanıyor. Festivalin web sitesi ve biletleri dahil her yerde logosu bulunuyor.
Yaş uygulaması: 18 yaş altındakilere içki satışı ve açık ve kapalı bar şeklinde tasarlanmış Tuborg alanlarına giriş yasak. Bu kişilere festivalin diğer bölümlerine giriş serbest.
Roskilde-festival.dk
Rockwerchter
30 Haziran-3 Temmuz / Werchter, Belçika
Neden gitmeli? Her yıl Avrupa’da en iyi line up’a sahip.
Bana beş isim say: Coldplay, Iron Maiden, PJ Harvey, Portishead, Kings of Leon açıklananlar arasında.
Bilet kaça patlar? Kombine kamplı mamplı her şey dahil 195 avro.
Sponsor: Pek çok farklı firma destekliyor. Onların arasında Jupiter birası da var. Hem logosu hem standları mevcut.
Yaş uygulaması: Festival respect16.be adresinde yürütülen ve 16 yaşın altındakilere hem alkol satışını hem de tüketimini yasaklayan kampanyayı destekliyor. 16 yaş altına alkol satışı da yok, içmek de yasak.
Rockwerchter.be
Download Festival
10-12 Haziran / Donington Park, İngiltere
Neden gitmeli? Yeniden birleşen Thin Lizzy burada bir konser verecek. Evet solist Phil Lynott yıllar önce öldü ama yine de değer.
Bana beş isim say: Alice Cooper, System of a Down, Korn, Danzig, Linkin Park.
Bilet kaça patlar? Beş gece kamplı kombine fiyatı 180 sterlin.
Sponsor: Tuborg. Logo gösterebiliyor, içki satabiliyor.
Yaş uygulaması: 16 yaşın altındakiler velileriyle girebiliyor ve alkol alamıyor. 21 yaşın altındakiler kimlikleriyle girebiliyor ancak alkol satın alamıyor. 21 yaş üzerine giriş ve alkol satışı serbest.
Downloadfestival.co.uk
Sziget
11-15 Ağustos / Budapeşte, Macaristan
Neden gitmeli? Yeni müzik ve sanatçılar keşfetmek için. Ayrıca ortam da şahane.
Bana beş isim say: Sayamıyorum. Halen program belli değil.
Bilet kaça patlar? Kamplı kombine bilet 170 avro.
Sponsor: Festivalin ana sponsoru, festivalin logosunda da kendi logosuyla yer alan Dreher birası. Dreher Macaristan’ın lager tarzındaki yerel bira markası.
Yaş uygulaması: 12 yaşından küçükler festivale ücretsiz girebiliyor. 14 yaşın altındakiler ancak ebeveynleri eşliğinde festival alanında dolaşabiliyor. Alkol satışına dair herhangi bir yaş kısıtlaması bulunmuyor.
sziget.hu/festival_english
Vfestival
20-21 Ağustos / İngiltere
Neden gitmeli? Başka yerde bulamayacağınız İngiliz grupları izlemek için çok iyi. Hele ki müzik anlayışınız “Brit” tadındaysa.
Bana beş isim say: Henüz sanatçı listesi belli değil. Ancak Eminem, Rihanna, Arctic Monkeys dedikoduları var. Altına da onlarca İngiliz isim ekleyebilirsiniz şimdiden.
Bilet kaça patlar? Kombine kamp biletleri 180 sterlin civarında. 4 Mart’ta satışa çıkacak.
Sponsor: Ana sponsor Virgin şirketi. Festival alanında muhtelif bira markalarının satıldığı içki satış noktaları var.
Yaş uygulaması: 5 yaş altı ücretsiz. 16 yaş altı olanlar ebeveyn eşliğinde girebiliyor. 18 yaş altına içki satışı yasak.
Vfestival.com
Reading Festival
26-28 Ağustos / Reading, İngiltere
Neden gitmeli? İngiltere’de bir festivale gidecekseniz ve Glastonbury’ye bilet bulamıyorsanız buna gidebilirsiniz.
Bana beş isim say: Henüz açıklanmadı ama açıklanınca tatmin edici olacağı garanti.
Bilet kaç para? Kombine bilet 180 sterlin.
Sponsor: Pek çok eş sponsor arasında Tuborg birası da var. Logo gösterebiliyor. İçki satabiliyor.
Yaş uygulaması: 12 yaş altı ücretsiz. 16 yaş altındaki herkes 18 yaşını aşmış bir yetişkinle birlikte giriş yapabiliyor. 18 yaş altına alkol satışı yasak.
Readingfestival.com
Benicassim
15-18 Temmuz / Benicassim, İspanya
Neden gitmeli? Buraya gidip tatili uzatmak ve İspanya sahillerini dolaşmak mümkün. Dört gün festivalde azma, bir hafta bedeni nadasa bırakma.
Bana beş isim say: Arcade Fire, Arctic Moneys, The Strokes, Portishead, Elbow.
Yaş uygulaması: 18 yaşın altındakiler ebeveyn ya da yasal velileriyle katılabiliyor. Özel bileklik takılan 18 yaş altındakilere alkol satışı yasak.
Sponsor: Festivalin ana sponsoru Heineken birası. Festivalin adı Festival Internacional de Benicassim’in kısaltılmışı olan FIB Heineken olarak geçiyor.
Dört günlük kamplı bilet fiyatı
10 Mart’a kadar 170 avro.
Fiberfib.com
Coachella
16-18 Nisan / Indio, Kaliforniya, ABD
Neden gitmeli? Amerikalı pek çok grup burada bir arada görülebiliyor. Hem indie hem de pop ve rock aleminin en güncel ve gözde isimleri burada yer alıyor. Ayrıca Hollywood’a yakın olduğundan sağdan soldan festivale gelmiş ünlüler geçit töreni yapıyor.
Bana beş isim say: Arcade Fire, The Strokes, Interpol, Kanye West, The Black Keys.
Bilet kaça patlar? Üç günlük kombine bilet fiyatı 269 dolar.
Sponsor: Ana sponsorlar arasında Heineken birası da var. Logo gösterebiliyor, içki satabiliyor.
Yaş uygulaması: 5 yaşın altındaki çocuklar ebeveynleriyle ücretsiz giriyor. Festivale girişte herhangi bir yaş kısıtlaması yok. Kaliforniya eyaletinde
21 yaşın altındakilere alkol satışı zaten yasak. Bu kural festivalde de uygulanıyor.
Coachella.com
Kaynak
TÜRKİYE'NİN İLK TABLET GAZETESİ HAYATA GEÇTİ
İşte gazetecilikte yeni bir dönemin habercisi olan tablet gazete hakkında merak edilenler...
Türkiye’nin ilk tablet gazetesi hayata geçti. Gazetenin kurucularından deneyimli gazeteci Nurcan Akad, NTV'ye konuştu.
Bu sabah NTV’den Ruşen Çakır’ın sunduğu Yazı İşleri’ne konuk olan gazeteci Nurcan Akad, “Zete” adını verdikleri tablet gazeteyle ilgili olarak şunları söyledi:
‘Gazete içeriğini ipad’e taşıdık’
Gazetenin içeriğini, bu yeni iletişim aracına uygun bir formatla buraya taşıdık. Bu, internette yapılan gazetecilikten farklı. İnternette bir link üzerinden yayıncılık yapıyorsunuz, işte gazetede kağıt üzerinde yapıyorsunuz, televizyonda görüntüyle yapıyorsunuz. Bunda dokunarak ulaşabiliyorsunuz her şeye. Yani bu com.tr, org., gov. Vs gibi şeyler yazmanıza hiç gerek yok, ulaşmak istediğiniz mecraya dokunarak ulaşıyorsunuz ve anında istediğiniz her bölümüne sadece dokunarak gidebiliyorsunuz.
Tabii bu bir ekip işi. Asıl olarak ben Tolga Yeniyurt’la bu işi yapıyorum. Bu mecraya uygun tasarım Tolga’nın tasarımı.
Bu mecra bana istediğim gibi gazetecilik yapma imkanı tanıdı. Bizim bir patron yok başımızda, bizim yaptığımız başka bir iş yok. Biz burada tamamen bir habercilik işi yapıyoruz ve bu gazeteyi yapıyoruz. Dolayısıyla bu gazeteden kazanacağımız bütün para yine habere gidecek… Son derece tarafsız, bağımsız bir gazete, yayın organı olacak. Sponsor dahi istemedik. Tolga ve ben kendi cebimizden yapıyoruz bütün masrafı.
Fransız Çiftler Evlenmek Yerine Sözleşme İmzalıyor
AVRUPA fESTİVALLERİ
Primavera Sound
25-29 Mayıs / Barselona, İspanya
Neden gitmeli? Yeni isimlerle meraklıysanız kaçırmayın. Ayrıca bu yıl festival katılacak 100’e yakın grup arasında yeniden bir araya gelen Pulp da var kadroda.
Bana beş isim say: Fleet Foxes, Belle & Sebastian, The National, Animal Collective, Mogwai.
Yaş uygulaması: 14 yaşın altında çocuklar ebeveynleriyle ücretsiz girebiliyor. 16 yaşın üzeri yetişkin kabul ediliyor. Festivalde 0-12 yaş için oyun alanı ve mini park var. 18 yaşından küçük herkese özel bileklik takılıyor ve bu kişilere alkol satışı yasak.
Sponsor: Festivalin adı San Miguel Primavera Sound. San Miguel, Efes Pilsen gibi bir yerel bira markası.
Kombine bilet 155 avro. 5 Şubat’tan sonra 175’e çıkacak fiyatlar.
Primaverasound.com
Isle of Wight
10-12 Haziran / Wight Adası, İngiltere
Neden gitmeli? Ortam ve doğa çok güzel. İngiltere’deki pek çok festivalin aksine bu festivalin müdavimlerinin yaşı daha büyük. “Fazla coşku bana dokunur” diyene uygun.
Beş isim say: Kings of Leon, Foo Fighters, Kasabian, Pulp, Two Door Cinema Club.
Sponsor: Ana sponsor yok. Aralarında alkollü içki firmalarının da olduğu muhtelif sponsorlar var. Hepsi logo gösterebiliyor, tanıtım yapabiliyor.
Yaş uygulaması: 18 yaşın altındakilere alkol satışı yasak. Satıcı isterse kimlik sorabiliyor.
Bilet 175 sterlin.
Isleofwightfestival.com
Roskilde
30 Haziran-3 Temmuz / Roskilde, Danimarka
Neden gitmeli? Her türden grup ve geniş bir müzik yelpazesi var. 24 saat aksiyon...
Bana beş isim say: Iron Maiden ve Kings of Leon açıklandı. Diğer bombalar yolda...
Bilet kaç para? Kombine bilet 232 avro.
Sponsor: Ana sponsor bir Danimarka markası olan Tuborg birası. Ana sahnenin iki yanında logo kullanıyor. Festivalin web sitesi ve biletleri dahil her yerde logosu bulunuyor.
Yaş uygulaması: 18 yaş altındakilere içki satışı ve açık ve kapalı bar şeklinde tasarlanmış Tuborg alanlarına giriş yasak. Bu kişilere festivalin diğer bölümlerine giriş serbest.
Roskilde-festival.dk
Rockwerchter
30 Haziran-3 Temmuz / Werchter, Belçika
Neden gitmeli? Her yıl Avrupa’da en iyi line up’a sahip.
Bana beş isim say: Coldplay, Iron Maiden, PJ Harvey, Portishead, Kings of Leon açıklananlar arasında.
Bilet kaça patlar? Kombine kamplı mamplı her şey dahil 195 avro.
Sponsor: Pek çok farklı firma destekliyor. Onların arasında Jupiter birası da var. Hem logosu hem standları mevcut.
Yaş uygulaması: Festival respect16.be adresinde yürütülen ve 16 yaşın altındakilere hem alkol satışını hem de tüketimini yasaklayan kampanyayı destekliyor. 16 yaş altına alkol satışı da yok, içmek de yasak.
Rockwerchter.be
Download Festival
10-12 Haziran / Donington Park, İngiltere
Neden gitmeli? Yeniden birleşen Thin Lizzy burada bir konser verecek. Evet solist Phil Lynott yıllar önce öldü ama yine de değer.
Bana beş isim say: Alice Cooper, System of a Down, Korn, Danzig, Linkin Park.
Bilet kaça patlar? Beş gece kamplı kombine fiyatı 180 sterlin.
Sponsor: Tuborg. Logo gösterebiliyor, içki satabiliyor.
Yaş uygulaması: 16 yaşın altındakiler velileriyle girebiliyor ve alkol alamıyor. 21 yaşın altındakiler kimlikleriyle girebiliyor ancak alkol satın alamıyor. 21 yaş üzerine giriş ve alkol satışı serbest.
Downloadfestival.co.uk
Sziget
11-15 Ağustos / Budapeşte, Macaristan
Neden gitmeli? Yeni müzik ve sanatçılar keşfetmek için. Ayrıca ortam da şahane.
Bana beş isim say: Sayamıyorum. Halen program belli değil.
Bilet kaça patlar? Kamplı kombine bilet 170 avro.
Sponsor: Festivalin ana sponsoru, festivalin logosunda da kendi logosuyla yer alan Dreher birası. Dreher Macaristan’ın lager tarzındaki yerel bira markası.
Yaş uygulaması: 12 yaşından küçükler festivale ücretsiz girebiliyor. 14 yaşın altındakiler ancak ebeveynleri eşliğinde festival alanında dolaşabiliyor. Alkol satışına dair herhangi bir yaş kısıtlaması bulunmuyor.
sziget.hu/festival_english
Vfestival
20-21 Ağustos / İngiltere
Neden gitmeli? Başka yerde bulamayacağınız İngiliz grupları izlemek için çok iyi. Hele ki müzik anlayışınız “Brit” tadındaysa.
Bana beş isim say: Henüz sanatçı listesi belli değil. Ancak Eminem, Rihanna, Arctic Monkeys dedikoduları var. Altına da onlarca İngiliz isim ekleyebilirsiniz şimdiden.
Bilet kaça patlar? Kombine kamp biletleri 180 sterlin civarında. 4 Mart’ta satışa çıkacak.
Sponsor: Ana sponsor Virgin şirketi. Festival alanında muhtelif bira markalarının satıldığı içki satış noktaları var.
Yaş uygulaması: 5 yaş altı ücretsiz. 16 yaş altı olanlar ebeveyn eşliğinde girebiliyor. 18 yaş altına içki satışı yasak.
Vfestival.com
Reading Festival
26-28 Ağustos / Reading, İngiltere
Neden gitmeli? İngiltere’de bir festivale gidecekseniz ve Glastonbury’ye bilet bulamıyorsanız buna gidebilirsiniz.
Bana beş isim say: Henüz açıklanmadı ama açıklanınca tatmin edici olacağı garanti.
Bilet kaç para? Kombine bilet 180 sterlin.
Sponsor: Pek çok eş sponsor arasında Tuborg birası da var. Logo gösterebiliyor. İçki satabiliyor.
Yaş uygulaması: 12 yaş altı ücretsiz. 16 yaş altındaki herkes 18 yaşını aşmış bir yetişkinle birlikte giriş yapabiliyor. 18 yaş altına alkol satışı yasak.
Readingfestival.com
Benicassim
15-18 Temmuz / Benicassim, İspanya
Neden gitmeli? Buraya gidip tatili uzatmak ve İspanya sahillerini dolaşmak mümkün. Dört gün festivalde azma, bir hafta bedeni nadasa bırakma.
Bana beş isim say: Arcade Fire, Arctic Moneys, The Strokes, Portishead, Elbow.
Yaş uygulaması: 18 yaşın altındakiler ebeveyn ya da yasal velileriyle katılabiliyor. Özel bileklik takılan 18 yaş altındakilere alkol satışı yasak.
Sponsor: Festivalin ana sponsoru Heineken birası. Festivalin adı Festival Internacional de Benicassim’in kısaltılmışı olan FIB Heineken olarak geçiyor.
Dört günlük kamplı bilet fiyatı
10 Mart’a kadar 170 avro.
Fiberfib.com
Coachella
16-18 Nisan / Indio, Kaliforniya, ABD
Neden gitmeli? Amerikalı pek çok grup burada bir arada görülebiliyor. Hem indie hem de pop ve rock aleminin en güncel ve gözde isimleri burada yer alıyor. Ayrıca Hollywood’a yakın olduğundan sağdan soldan festivale gelmiş ünlüler geçit töreni yapıyor.
Bana beş isim say: Arcade Fire, The Strokes, Interpol, Kanye West, The Black Keys.
Bilet kaça patlar? Üç günlük kombine bilet fiyatı 269 dolar.
Sponsor: Ana sponsorlar arasında Heineken birası da var. Logo gösterebiliyor, içki satabiliyor.
Yaş uygulaması: 5 yaşın altındaki çocuklar ebeveynleriyle ücretsiz giriyor. Festivale girişte herhangi bir yaş kısıtlaması yok. Kaliforniya eyaletinde
21 yaşın altındakilere alkol satışı zaten yasak. Bu kural festivalde de uygulanıyor.
Coachella.com
Kaynak
Bu sabah NTV’den Ruşen Çakır’ın sunduğu Yazı İşleri’ne konuk olan gazeteci Nurcan Akad, “Zete” adını verdikleri tablet gazeteyle ilgili olarak şunları söyledi:
‘Gazete içeriğini ipad’e taşıdık’
Gazetenin içeriğini, bu yeni iletişim aracına uygun bir formatla buraya taşıdık. Bu, internette yapılan gazetecilikten farklı. İnternette bir link üzerinden yayıncılık yapıyorsunuz, işte gazetede kağıt üzerinde yapıyorsunuz, televizyonda görüntüyle yapıyorsunuz. Bunda dokunarak ulaşabiliyorsunuz her şeye. Yani bu com.tr, org., gov. Vs gibi şeyler yazmanıza hiç gerek yok, ulaşmak istediğiniz mecraya dokunarak ulaşıyorsunuz ve anında istediğiniz her bölümüne sadece dokunarak gidebiliyorsunuz.
Tabii bu bir ekip işi. Asıl olarak ben Tolga Yeniyurt’la bu işi yapıyorum. Bu mecraya uygun tasarım Tolga’nın tasarımı.
Bu mecra bana istediğim gibi gazetecilik yapma imkanı tanıdı. Bizim bir patron yok başımızda, bizim yaptığımız başka bir iş yok. Biz burada tamamen bir habercilik işi yapıyoruz ve bu gazeteyi yapıyoruz. Dolayısıyla bu gazeteden kazanacağımız bütün para yine habere gidecek… Son derece tarafsız, bağımsız bir gazete, yayın organı olacak. Sponsor dahi istemedik. Tolga ve ben kendi cebimizden yapıyoruz bütün masrafı.
Paris - Fransız çiftler geleneksel evlilikten giderek uzaklaşıyorlar. "Birlikte yaşama sözleşmesi" çok daha çekici geliyor. Öyle ki, şu anda yapılan her üç evliliğe karşılık iki çift birlikte yaşama sözleşmesi imzalıyor. Birlikte yaşama sözleşmesi 1999'da yasalaştığında, eşcinsel çiftlere yasal haklar verdiği için bir devrim olarak görülmüştü. Bu sözleşme sayesinde çiftler evli olmasalar da bu kuruma oldukça yakın bir statü kazanıyorlardı. Ancak hiç kimse, yasadan kaç çiftin yararlanacağını kestiremedi. Hatta birlikte yaşayanların büyük bir çoğunluğunu heteroseksüel çiftlerin oluşturacağı da pek tahmin edilebilir bir şey değildi. Ancak Fransızcada "pacte civil de solidarite" (PACS) adıyla anılan birlikte yaşamanın, toplumsal eğilimlerdeki bir değişime mi cevap verdiği yoksa bu türden bir değişimin sebebi mi olduğu tartışmalı. Oysa birlikte yaşamanın Fransa'nın evlilik, boşanma, din veya vergi gibi tartışmalı birçok konuya ilaç gibi geldiği kesin. Üstelik bu birliktelik onaylanmış bir belgeyle bitirilebiliyor. new york times
Provoke Etmekten Kaçınmayan Bir Gazete
Beyrut, Lübnan - El Akbar gazetesi Yazıişleri Müdürü İbrahim El- Amine, gazetesinin kuruluş amacını açıklıyor. "ABD büyükelçisinin sabahları gazeteyi açıp okuduğunda mutsuz olmasını istedik" diyor. Gazete amacına ulaştı. El Akbar'ın eline çok sayıda önemli WikiLeaks belgesi geçti. Bu açıdan Arap medyasında tek. Gazete, bölgedeki kralların, prenslerin ve siyasetçilerin başına gelen utanç verici çeşitli olayları büyük bir keyifle yayınladı. Kısa bir süre sonra gazetenin internet sitesine düzenlenen saldırı ise başlı başına bir haber oldu. Bu, Lübnan'ın ve belki de tüm Arap dünyasının en dinamik gazetesi haline gelen beş yaşındaki bir gazetenin sükse yarattığı son olaydı. Propagandacı gazetelerle dolu bir bölgede, El Akbar artık politikalarını tasvip etmeyenler için bile okunması gereken bir gazete haline geldi. Gazete, arkasında İran'ın bulunduğu Şii hareketi Hizbullah'ı tüm kalbiyle desteklediği gibi homoseksüel haklarını, feminizmi ve diğer solcu hedefleri de savunuyor. El Akbar'ın Hizbullah'a erişimi, Lübnan'ın büyük olaylarında diğer gazeteleri atlatarak önemli haberleri ilk veren gazete olmasını sağlıyor. Aynı zamanda ülkede işçilerin istismarını, cezaevlerinin fazla kalabalık olmasını ve diğer duyarlı konuları da ortaya çıkaran skandal haberlere de yer veriyor. new york times
Sağlıklı Dünya Hayaline Bill Gates Fonu Yetmedi
Bıll Gates beş yıl önce olağanüstü bir teklifte bulundu. En büyük küresel sağlık sorunlarını çözmeye yönelik fikirlerini sunmaları için bilim insanlarına çağrıda bulundu. Bu sorunlara AIDS ve sıtma aşılarının yetersizliği, çoğu aşının soğuk ortamda tutulması ve şırıngayla verilmesi zorunluluğu, manyok ve muz gibi birçok tropikal ürünün yeterince besleyici olmaması gibi konular da dâhildi. Çağrıya bin 600 cevap geldi ve bunlardan ilk 43'e girenler o kadar umut vericiydi ki, Bill & Melinda Gates Vakfı onlara beş yıl süreyle 450 milyon dolarlık bağışta bulundu. Beş yıl artık doldu. Ve vakıf, sonuçları değerlendirmek için geçtiğimiz günlerde bütün bilim insanlarını Seattle'da topladı. Bill Gates bir röportajda biraz umutsuz konuşuyor ve birkaç kez, "Başladığımızda biraz safmışız" demek zorunda hissediyordu. Soğutulması gerekmeyen aşıları örnek verip, "O zamanlar, 'Bu gidişle 2010'a kadar ısıya dayanıklı (termostabil) aşılardan bir sürü yapabiliriz' diye düşünüyordum. Ama hedefe yaklaşamadık bile. Hatta 2015'e kadar bir tane üretirsek şaşırırım" diyor. Gates, 2007'de bilim insanlarına milyonlarca dolarlık yeni bilimsel burslar vermektense 100'er bin dolarlık yüzlerce burs dağıtmaya başladı. Bu miktar büyük atılımlar yapmaya yetmez ama mevcut çalışmalara ek katkı için araştırmacıları "teşvik" edebilir. "Ayrıca" diye ekliyor Gates, "kalkınmakta olan ülkelerdeki bilim insanları 100 bin dolarla çok şey yapabilir". Gates, "Bilimsel ilerlemenin hayat kurtarabileceğine dikkat çekmek konusunda genel olarak çok başarılıydık. Ancak ben bugüne kadar uygulamaya geçilebileceğini sanıyordum. Hâlâ 10 yılımız var" diyor. new york times
| Alo Trafik Şikayet İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı toplu ulaşım hizmetlerinde sorunların giderilmesi, vatandaşların yönetime katılım, denetim yapması ve şikâyetlerini bildirmesi için cep telefonlarından kısa mesaj hattını hizmete soktu. Haber Tarihi : 16.09.2010 14:00:00 | ||
| İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yeni uygulama Bu kısa mesaj numarasını unutmayın “1530” İstanbul trafiğinde; Minibüs, Taksi, Dolmuş, Halk Otobüsleri, Personel ve Okul Servis araçları, Kamyonlar ile ilgili şikâyet ve öneriler için Alo Beyazmasa 153 hattı cep telefonlarından kısa mesaj hattı olarak da kullanılacak. Vatandaşlar tüm operatörlerden 1530 kısa mesaj numarasını yazdıktan sonra şikâyetlerini, yer ve plaka belirterek -isterlerse isimlerini- de yazarak kısa mesaj ile iletebilecekler. Beyazmasaya gelen mesajlar Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü ekipleri tarafından kısa sürede değerlendirilerek gerekle yasal işlemler yapılacak. Vatandaşlar sorun veya şikâyetlerini; KISA MESAJ İLE: 1530 TELEFON İLE: 153 E-Posta: beyazmasa@ibb.gov.tr E-Posta: topluulasim@ibb.gov.tr adresine yapabilecekler. | ||
5 fikre 10 milyon dolar!
Google iyi fikirlere milyonlarca dolar yağdırdı!
25 Eylül 2010 Cumartesi, 14:48:20
EKONOMİ SERVİSİ Google'ın en iyi fikir yarışması sonuçlandı. Beş proje ödüle ve desteklenmeye değer görülerek, bu projeler için 10 milyon dolarlık yatırım yapılmasına karar verildi. Google Proje 10 üzeri 100 isimli projeye 170'ten fazla ülkeden binlerce kişi 150 binin üzerinde fikir gönderdi. Bu gruptan, halka açık oylama için son 16 fikir belirlendi. Aşağıdaki beş fikir en çok oyu aldı ve Proje 10 üzeri 100'ü bu fikirler kazandı. Son 12 ay içinde, bu fikirleri gerçekleştirmeye yönelik somut teklifler incelendi. Aşağıdaki küresel sorunların çözümü üzerinde çalışan beş başarılı kuruluşa toplam 10 milyon ABD doları verilmesi kararlaştırıldı. İşte Google'ın 10 milyon dolar akıtacağı projeler. Fikir: Eğitimsel içerik ücretsiz olarak çevrimiçi hale getirilsin Desteklenen proje: Khan Academy, 1600'den fazla öğretim videosundan oluşan çevrimiçi kitaplığı aracılığıyla herkese, her yerden yüksek kaliteli, ücretsiz eğitim sağlayan, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. Daha fazla kurs oluşturulmasını desteklemek ve Khan Academy'nin temel kütüphanesinin dünyada en çok konuşulan dillere çevrilmesini sağlayabilmek için Google 2 milyon ABD doları veriyor. Fikir: Bilim ve mühendislik eğitimi yaygınlaştırılsın Desteklenen proje: FIRST, ekip rekabetini öne çıkararak dünyanın her yerinde bilim ve matematik eğitimini tanıtan, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. Kuruluşun görevi, gençlerin profesyonel mühendisler ve bilim adamlarıyla birlikte çalışmalarını sağlamak ve gençlere gerçek dünya deneyimleri kazandırarak bilim ve teknoloji alanında önemli kişiler olma isteği aşılamak. Öğrenciler tarafından yönlendirilen ve daha fazla öğrenci ekibinin FIRST'e katılmasını sağlayacak yeni robot ekibi bağış toplama programlarının geliştirilmesi ve başlatılması için Google 3 milyon ABD doları verdi. Fikir: Hükümet daha şeffaf bir hale getirilsin Desteklenen proje: Public.Resource.Org, ABD'de kamuya açık devlet belgelerine çevrimiçi erişim sağlamaya odaklanmış, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. ABD'nin yasal malzemelerine herkesin erişebilmesi için bunların çevrimiçi ortama taşınmasına yardımcı olmak üzere Google, Public.Resource.Org'a 2 milyon ABD doları veriyor. Fikir: Toplu taşıma alanında yenilikler teşvik edilsin Desteklenen proje: Shweeb, tek ray üzerindeki insan gücüyle çalışan araçların kullanıldığı, kısa/orta mesafeli, şehir içi kişisel ulaşım aracı için geliştirilmiş bir kavram. Şehir içinde Shweeb teknolojisinin test edilmesi amacıyla araştırma ve geliştirme çalışmalarını desteklemek için Google 1 milyon ABD doları veriyor. Fikir: Afrikalı öğrencilere nitelikli eğitim sağlansın Desteklenen proje: Afrika Matematik Bilimleri Enstitüsü (AIMS), Güney Afrika'nın Cape Town kentinde matematik ve bilim eğitimi veren, bu konuda araştırmalar yürüten bir merkez. AIMS’nin birincil odak noktası, yeni üniversite mezunlarının lisansüstü eğitim ve doktora çalışmaları öncesi gerekli becerileri ve bilgileri almalarına yardımcı olan, bir yıllık geçiş programı. Afrika'da üniversite düzeyinde matematik ve bilim çalışmalarını yaygınlaştırmak üzere başka AIMS merkezlerinin açılmasını sağlamak için Google 2 milyon ABD doları veriyor. FİKİRLER NASIL DEĞERLENDİRİLDİ Fikirlerin değerlendirme aşamasında çok sayıda etken göz önüne alındı. İşte bu etkenler:
|
'Yetişmiş eleman aranıyor'
Çokuluslu büyük firmaların verdiği eğitimler ortaya İngilizceden tercüme bir dille konuşan, ne yaptığını henüz özümsememiş olsa da, işini iyi kötü bilen, gayret sahibi bir genç kuşak çıkarıyor. Ama 'hizmet sektörü'nün insanları derseniz, orada durup biraz düşünmekte yarar var...
Amerika'ya ilk gittiğimde üniversitelerin civarında hangi bara, lokantaya, 'diner'a gitsem, garson olarak çalışan birbirinden güzel, nazik, ilgili, dikkatli genç kızlar görüyordum ve aynı kişilere daha sonra üniversite kampusunda rastlıyordum. Nihayet birisiyle al takke ver külah olunca sordum, öğrendim. Meğer Amerika'da garsonlara, istisnalar dışında, firmalar aylık, maaş ödemezmiş. Bazı yerlerde hesaba eklenen yüzde 12-15 arası bir parayla geçinirlermiş. Maksat şu: Firmalar diyor ki, "Ben şu altyapıya şu kadar para yatırdım. Müşteri tuttum. Sen de gel bu imkânlardan yararlan, emeğini koy ortaya, ama kazancını kendin sağla. Benim sana katkım bu imkânları kullandırtmak olsun. Kendi paranı kendin kazan. Çok çalış çok kazan. Ama kötü iş yaparsan o dakika kendini kapının önünde bulursun." Çok hoşuma gitmişti. Bugün de öyledir. Gencecik, çok iyi eğitimli, güzel insanlar harıl harıl çalışır, müşteriyi memnun etmek için yarışır. Amerika, Protestan'dır. Bu dünyada har vurup harman savurmazlar. Bizi hayretten hayrete düşürecek biçimde, kimse cimri değildir ama paralarının kıymetini bilirler. Meteliğe düğüm atarlar. O nedenle harcadıklarının karşılığını dirhem dirhem almak isterler. Beğenmediğiniz yemek anında geri alınır, ayakkabı değiştirilir, hata kabul edilir. Herkes sizin harcadığınız paranın alın teriyle kazanıldığını bilir.
VAKİT NAKİTTİR
Kapitalizmin ruhu "Paranın sermayesi zamandır," der. Para kazanmak için zaman verir, bir iş yaparsınız. O harcadığınız zaman sizin ömrünüzdür. Maşallah, bizde ömürler hiç tükenmeyecek sanılır. Oysa zaman sınırlı bir kaynaktır ve etkili, verimli olduğu süre kısıtlıdır. Hani şu 'vakit nakittir' sözü bizde de geçerlidir ama herkesin bir kulağından girip ötekinden çıkar. Oysa kapitalizm, hele Amerikan türü, evvela buradan başlar işe. O nedenle de para harcarken ömrünü harcadığını bilir ve karşılığını ister, alır. Bunun sonucu profesyonelleşmektir. Nereye giderseniz gidin karşınızdaki insan işinin ehlidir. Yalap şap, yalan dolan iş yapan insan bulamazsınız. Kapitalizmin belkemiği olan rekabet aksi takdirde sizi ikiye böler. Müşteriniz kaçar. Zaten gene Amerikan ticaret kültüründe yukarıya doğru çıkan tek şey teknoloji ve müşteri sayısıdır, satış hacmidir. Onun dışında daima, bin türlü oyunu da işin içine katarak, firmalar fiyatlar bakımından aşağı inen bir seyir izler. Aynı alanda her firma bir yenilik bulma, sattığı malı daha cazip hale getirme, daha fazla müşteri tutma peşindedir. Amiyane tabiriyle 'palavra' yoktur. Ne var ki, işin öbür tarafı da önemlidir. İnsanlar ve firmalar bunları yaparken emeklerinin karşılığını alır. Çok küçük bir marjda pazarlık olabilir ama bu satıcının emek-değer ilişkisinin dışına çıkmasına olanak vermez. Hatırlıyorum, eski bir kitabı New York'ta ciltletmek istemiştim. Aradım taradım bir ciltçi buldum. Götürdüm. Dünya güzeli bir kadın kitabı aldı, beni oturttu, elime bir kahve verdi, yarım saat sonra geldi ve kitapla ilgili neler yapılması gerektiğini teker teker anlattı. Kitap asitli eski tür kâğıda basılıydı. Önce o dönüştürülecek, asitten arındırılacaktı, sayfalarda yenikler vardı, onarılacaktı, şudur budur, o kitap yapısına uygun cilt şu olacaktı. Sırt yazısı falan... İstediği para 100 küsur dolardı. Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Ayrıca cildi bana iki ay sonra verecekti. Aldım kitabı çıktım. O kadar önemli bir şey değildi. İstanbul'a gelince bildiğim bir ciltçiye götürdüm. Geri aldığımda kitabın sayfaları doğranmış, okunmaz hale gelmişti. Kitap bitmişti. 25 TL ödemiş, ama bir kitaptan olmuştum. Bu örnek yeterince açıklayıcı değil mi?
KILIK KIYAFET HAK GETİRE
Bir örnek daha vereyim. Babamdan bana çok değerli bir dolmakalem kaldı. Çok iyi bir marka, fakat küçük bir sorunu vardı. Dünyaca ünlü bu markanın İstanbul'daki şubesine sordum, "Tabii," dediler, "getirin yapalım." Götürdüm. Bana hizmet eden şahıs, kaleme ömründe ilk defa görmüşçesine hayret ve dehşet içinde bakıyordu. Sanki ilk defa görüyordu. Kılık kıyafet, tuvalet hak getire. Bir de bütün Türklerin yaptığı gibi, bilmediği, anlamadığı bir şey olduğu için, kalemi 'acı kuvvetiyle' bir ucundan çekiştirmeye başlayınca elinden alıp, "Siz mi tamir edeceksiniz?" diye sordum. "Yok," dedi "ben yetkili servise göndereceğim." "Peki ne yapıyorsunuz böyle?" dedim. "Şöyle bir bakayım dedim," diye cevap verdi. Bu marka, bu şahsı hiç mi eğitmez? Aynı şeyi taksilerde yaşamıyor musunuz? Gideceğiniz yeri söylediğinizde adresi bilen kaç taksiye bindiniz? (Bu konu haftaya irdelenecek, o nedenle kesiyorum.) Ya garsonlar? Çok lüks bir lokantaya davet edildim. Listeden bir yemek seçtik. Karşımıza gelen şey bize anlatılandan çok farklıydı. Fırın demişlerdi, yemek buğulama çıkmıştı. Eh, doğru, buğulamayı da fırında pişirmişlerdi. Bunu söyledik, cevap çok güzeldi, geceyi kurtardı. "Biz," dedi garson bey "bunu Yunanlardan öğrendik, onlar rakı filan da koyuyorlar içine, Ramazan diye biz katmadık, belki ondan sevmemişsinizdir." "Açık çay ver," diyorsun. Gelen katran siyahı çayı gösterince, "Efendim," diyor, nazik adam, "etraf loş, ondan öyle koyu görünüyor." Yaaa... Ama bir de 'bahşiş' sorunu var. Bahşiş de bir hakkın karşılığı olarak görülmüyor. İster hizmet edilmiş olsun ister edilmemiş veriyorsunuz. Oysa Amerika'da mekanizmanın ne olduğunu anlattım. Bir ahbabım "Hak edilmeden verdiğim bahşişleri toplasaydım İstanbul'da daire alırdım," der, durur.
YATIRIM YERİNE ÜRETİM
Nedir bunca derdin sebebi? Bir, eğitim. Akıl almaz ölçekteki göçün sunduğu ucuz emek iştahları kabartıyor. Firmalar, nasılsa kazandıkları, nasılsa rekabetle bir şey kaybetmedikleri için, o ucuz emekle geçiştiriyorlar her şeyi? Neden? Amerika örneğini verdim. Neden aynı yöntemle üniversite öğrencileri işletmelerde çalıştırılmaz? İkincisi, profesyonellik. Türkiye'nin sermayesi kıttı. Yatırım değil, üretim yaptı. Oysa eğitim ve insan yetiştirme, çok uzun erimli yatırımdır. Şimdi şimdi başlıyor mu o işe ülkemiz, bilmem. Eğitimsiz insanla da ancak bu kadar oluyor. Üç, kapitalizmin içinde yaşıyoruz ama onun gerektirdiği profesyonelleşme, harcama, tasarruf kültürünü henüz edinemedik. Hâlâ feodal kültürün ama onun da dejenere olmuş bir yapısının içinde kuruyoruz bu ilişkileri. Dört, emek planlaması ve şu değindiğim profesyonellik olmadığı için ara eleman yetiştirmiyoruz. İnsanlar yaptığı işe öylesine giriyor. Kimse yaptığı işten memnun değil. Herkes işini kerhen yapıyor. Gelip geçicidir diye bakıyor. Sonuncusu ise galiba en 'afili'si: sınıfsız bir toplum olduğumuzdan garsonluk, tamircilik, şoförlük gibi işler küçük görülüyor. Hiç eğitimi olmayan, şehre dün gelmiş kişi de bambaşka işler yapmak, 'doktor, mühendis, avukat' olmak istiyor. Hiç değilse 'devlet dayresinde meemur'. Yani neresinden baksanız bu iş bir sosyoloji... Biraz biraz değişmiyor değil bu tablo. Çokuluslu büyük firmaların verdiği eğitimler falan ortaya İngilizceden tercüme bir dille konuşan, ne yaptığını henüz özümsememiş olsa da, işini iyi kötü bilen, gayret sahibi bir genç kuşak çıkarıyor. İletişim, bilgisayar, banka (o haydi haydi) sektörleri böyle. Daha da gelişecek. Ama 'hizmet sektörü'nün insanları derseniz... Şimdilik idare edin, 'yetişmiş eleman aranıyor'...
VAKİT NAKİTTİR
Kapitalizmin ruhu "Paranın sermayesi zamandır," der. Para kazanmak için zaman verir, bir iş yaparsınız. O harcadığınız zaman sizin ömrünüzdür. Maşallah, bizde ömürler hiç tükenmeyecek sanılır. Oysa zaman sınırlı bir kaynaktır ve etkili, verimli olduğu süre kısıtlıdır. Hani şu 'vakit nakittir' sözü bizde de geçerlidir ama herkesin bir kulağından girip ötekinden çıkar. Oysa kapitalizm, hele Amerikan türü, evvela buradan başlar işe. O nedenle de para harcarken ömrünü harcadığını bilir ve karşılığını ister, alır. Bunun sonucu profesyonelleşmektir. Nereye giderseniz gidin karşınızdaki insan işinin ehlidir. Yalap şap, yalan dolan iş yapan insan bulamazsınız. Kapitalizmin belkemiği olan rekabet aksi takdirde sizi ikiye böler. Müşteriniz kaçar. Zaten gene Amerikan ticaret kültüründe yukarıya doğru çıkan tek şey teknoloji ve müşteri sayısıdır, satış hacmidir. Onun dışında daima, bin türlü oyunu da işin içine katarak, firmalar fiyatlar bakımından aşağı inen bir seyir izler. Aynı alanda her firma bir yenilik bulma, sattığı malı daha cazip hale getirme, daha fazla müşteri tutma peşindedir. Amiyane tabiriyle 'palavra' yoktur. Ne var ki, işin öbür tarafı da önemlidir. İnsanlar ve firmalar bunları yaparken emeklerinin karşılığını alır. Çok küçük bir marjda pazarlık olabilir ama bu satıcının emek-değer ilişkisinin dışına çıkmasına olanak vermez. Hatırlıyorum, eski bir kitabı New York'ta ciltletmek istemiştim. Aradım taradım bir ciltçi buldum. Götürdüm. Dünya güzeli bir kadın kitabı aldı, beni oturttu, elime bir kahve verdi, yarım saat sonra geldi ve kitapla ilgili neler yapılması gerektiğini teker teker anlattı. Kitap asitli eski tür kâğıda basılıydı. Önce o dönüştürülecek, asitten arındırılacaktı, sayfalarda yenikler vardı, onarılacaktı, şudur budur, o kitap yapısına uygun cilt şu olacaktı. Sırt yazısı falan... İstediği para 100 küsur dolardı. Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Ayrıca cildi bana iki ay sonra verecekti. Aldım kitabı çıktım. O kadar önemli bir şey değildi. İstanbul'a gelince bildiğim bir ciltçiye götürdüm. Geri aldığımda kitabın sayfaları doğranmış, okunmaz hale gelmişti. Kitap bitmişti. 25 TL ödemiş, ama bir kitaptan olmuştum. Bu örnek yeterince açıklayıcı değil mi?
KILIK KIYAFET HAK GETİRE
Bir örnek daha vereyim. Babamdan bana çok değerli bir dolmakalem kaldı. Çok iyi bir marka, fakat küçük bir sorunu vardı. Dünyaca ünlü bu markanın İstanbul'daki şubesine sordum, "Tabii," dediler, "getirin yapalım." Götürdüm. Bana hizmet eden şahıs, kaleme ömründe ilk defa görmüşçesine hayret ve dehşet içinde bakıyordu. Sanki ilk defa görüyordu. Kılık kıyafet, tuvalet hak getire. Bir de bütün Türklerin yaptığı gibi, bilmediği, anlamadığı bir şey olduğu için, kalemi 'acı kuvvetiyle' bir ucundan çekiştirmeye başlayınca elinden alıp, "Siz mi tamir edeceksiniz?" diye sordum. "Yok," dedi "ben yetkili servise göndereceğim." "Peki ne yapıyorsunuz böyle?" dedim. "Şöyle bir bakayım dedim," diye cevap verdi. Bu marka, bu şahsı hiç mi eğitmez? Aynı şeyi taksilerde yaşamıyor musunuz? Gideceğiniz yeri söylediğinizde adresi bilen kaç taksiye bindiniz? (Bu konu haftaya irdelenecek, o nedenle kesiyorum.) Ya garsonlar? Çok lüks bir lokantaya davet edildim. Listeden bir yemek seçtik. Karşımıza gelen şey bize anlatılandan çok farklıydı. Fırın demişlerdi, yemek buğulama çıkmıştı. Eh, doğru, buğulamayı da fırında pişirmişlerdi. Bunu söyledik, cevap çok güzeldi, geceyi kurtardı. "Biz," dedi garson bey "bunu Yunanlardan öğrendik, onlar rakı filan da koyuyorlar içine, Ramazan diye biz katmadık, belki ondan sevmemişsinizdir." "Açık çay ver," diyorsun. Gelen katran siyahı çayı gösterince, "Efendim," diyor, nazik adam, "etraf loş, ondan öyle koyu görünüyor." Yaaa... Ama bir de 'bahşiş' sorunu var. Bahşiş de bir hakkın karşılığı olarak görülmüyor. İster hizmet edilmiş olsun ister edilmemiş veriyorsunuz. Oysa Amerika'da mekanizmanın ne olduğunu anlattım. Bir ahbabım "Hak edilmeden verdiğim bahşişleri toplasaydım İstanbul'da daire alırdım," der, durur.
YATIRIM YERİNE ÜRETİM
Nedir bunca derdin sebebi? Bir, eğitim. Akıl almaz ölçekteki göçün sunduğu ucuz emek iştahları kabartıyor. Firmalar, nasılsa kazandıkları, nasılsa rekabetle bir şey kaybetmedikleri için, o ucuz emekle geçiştiriyorlar her şeyi? Neden? Amerika örneğini verdim. Neden aynı yöntemle üniversite öğrencileri işletmelerde çalıştırılmaz? İkincisi, profesyonellik. Türkiye'nin sermayesi kıttı. Yatırım değil, üretim yaptı. Oysa eğitim ve insan yetiştirme, çok uzun erimli yatırımdır. Şimdi şimdi başlıyor mu o işe ülkemiz, bilmem. Eğitimsiz insanla da ancak bu kadar oluyor. Üç, kapitalizmin içinde yaşıyoruz ama onun gerektirdiği profesyonelleşme, harcama, tasarruf kültürünü henüz edinemedik. Hâlâ feodal kültürün ama onun da dejenere olmuş bir yapısının içinde kuruyoruz bu ilişkileri. Dört, emek planlaması ve şu değindiğim profesyonellik olmadığı için ara eleman yetiştirmiyoruz. İnsanlar yaptığı işe öylesine giriyor. Kimse yaptığı işten memnun değil. Herkes işini kerhen yapıyor. Gelip geçicidir diye bakıyor. Sonuncusu ise galiba en 'afili'si: sınıfsız bir toplum olduğumuzdan garsonluk, tamircilik, şoförlük gibi işler küçük görülüyor. Hiç eğitimi olmayan, şehre dün gelmiş kişi de bambaşka işler yapmak, 'doktor, mühendis, avukat' olmak istiyor. Hiç değilse 'devlet dayresinde meemur'. Yani neresinden baksanız bu iş bir sosyoloji... Biraz biraz değişmiyor değil bu tablo. Çokuluslu büyük firmaların verdiği eğitimler falan ortaya İngilizceden tercüme bir dille konuşan, ne yaptığını henüz özümsememiş olsa da, işini iyi kötü bilen, gayret sahibi bir genç kuşak çıkarıyor. İletişim, bilgisayar, banka (o haydi haydi) sektörleri böyle. Daha da gelişecek. Ama 'hizmet sektörü'nün insanları derseniz... Şimdilik idare edin, 'yetişmiş eleman aranıyor'...